MUALLİM İSMAİL HAKKI BEY KİMDİR?

“İsmail Hakkı Bey çoğu içli fakat hareketli, lirik bir üslûbun altında ya­şama sevincinin hissedildiği; kimi zaman musikiyi bir ilân-ı aşk aracı haline gebren, kimi zaman da aşk duygusunu belirgin tabiat dekorlarıyla ustalıkla kaynaştıran çizgi üstü şarkıların bestekârıdır.”

MUALLİM İSMAİL HAKKI BEY’İN HAYATI

İsmail Hakkı Bey, İstanbul’un Haliç kıyısında bulunan Balat’ın Molla Aşkî mahallesinde 1866 yılında dünyaya gelir. Babası devrinin önemli ha­nendelerinden Râşid Efendi, İdâre-i Mahsûsa (Özel İdâre) memurlarındandır.

İlk tahsilden öteye gidemeyen İsmail Hakkı, 13 yaşlarında Mercan sem­tinde Örücü İbrahim Ağa’nın yanında çıraklığa başlar. Mahalle camiinde okuduğu ezanlarla dikkatleri üzerine çeken İsmail Hakkı, yine bir gün ezan okurken camide bulunan devlet büyüklerinden birinin dikkatini çeker ve bu vesileyle Muzıka-i Hümâyûna girer. Muzıka-i Hümâyûn’da Latif Ağa’dan Türk Mûsikîsi, Zati Bey (Arca)’den Batı notasını öğrenir. Enderûn’da bulu­nan hocaların hemen hepsi Hamparsum notasını bildiği için bu notayı da öğrenir. Bunun yanında Guatelli Paşa’dan da dersler alarak kendini geliştirir. Bu arada sarayda göstermiş olduğu üstün başarılardan dolayı ‘sersazendeliğe’ yükseltilir. Muallim İsmail Hakkı Bey’in ‘serhânende’ mi yoksa ‘sersâzende’ mi olduğu hakkında kaynaklarda ihtilaflı görüşler bulunmaktadır.

İsmail Hakkı, daha sonra ‘kolağası’ rütbesi ile ‘sermüezzin-i şehriyarî’liğe (müezzinbaşı) terfi ettirilir. Hem Batı hem de Türk mûsikîsini iyi bildiği için Muzıka-i Hümâyûn’un fasl-ı cedîd ve fasl-ı atik heyetlerinde görev almış ve kaymakamlığa kadar yükselmiştir.

II. Meşrutiyet’in ilanından sonra artık mûsikî çevrelerince hem bestekâr hem de hanende olarak kabul gören İsmail Hakkı Bey, mûsikî çalışmalarını sadece saray içinde değil, halka açık konserlerle İstanbul’da farklı mekânlarda da sürdürür. Şehzâdebaşı’ndaki Fevziye Kıraathanesi’nin üst katında İzzettin Hümâyî (Elçioğlu) ile birlikte Mûsikî-i Osmânî Cemiyeti (Mektebi) adıyla bir eğitim ve öğretim kurumu açar. Bu kurum daha sonra 1911’de Balkan Savaşı nedeniyle kapanmıştır. 1908-1918 yılları arasında halka açık birçok konser yönetir. O güne kadar görülmemiş olan aynı kıyafetlerle ayakta ve arkada bulunan hanendelerin yarım daire şeklinde dizildiği, önde nota sehpaları ve notalarıyla sazendelerin oturduğu konser tarzı ilk defa Muallim İsmail Hakkı Bey tarafından düzenlenir. Defter-i Hakaanî Nazın Ziya Paşa’nın başkanlığında açılmış olan Dârülelhân’da solfej ve fasıl hocalığı yapar. Aynı zamanda Türk Mûsikîsi kısmında müdürlük vazifesinde bulunur. 1926 yı­lında Dârülelhân’ın Şark Mûsikîsi bölümü kaldırılınca kurulan Tarihi Türk Mûsikîsi Eserlerini Tasnif ve Tespit Heyeti üyeliğine tayin olunur.

Ruşen Kam, kendisinin ders verirken hem konuştuğunu, hem de bir yandan beste yaptığını ve çok kolay eser bestelediğini söylemiştir. Birçok eserin notaya alınmasında rol oynayan Muallim İsmail Hakkı Beyin el yazısıyla yazılmış on binlerce notayı kapsayan nota defterleri koleksiyonu TRT Müzik Dairesinin arşivindedir.

Bu büyük sanatkâr 30 Aralık 1927’de Dârülalhân’dan Bebek’teki evine dönerken yolda kalp krizi geçirerek kalp krizi geçirmiş ve hayata gözlerini yummuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir